Gestalt Psikolojisi

Gestalt Psikolojisi

Gestalt psikolojisi bir düşünce okulu olarak tanımlanabilir. Parça değilde bütün olarak insan zihni ve davranışlarını inceler. Çevremizdeki dünyayı anlamlandırmaya çalışırken, Gestalt psikolojisi sadece her küçük bileşene odaklanmadığımızı ileri sürüyor. Bunun yerine, zihinlerimiz nesneleri daha büyük bir bütünün parçası olarak ve daha karmaşık sistemlerin öğeleri olarak algılamaya eğilimlidirler. İnsan psikolojisi ve algı çalışmalarının modern gelişiminde bu psikoloji okulu büyük rol oynamıştır.

Gestalt Psikolojisinin Kısa Tarihçesi

Max Wertheimer’in çalışmasından çıkan Gestalt psikolojisi, Wilhelm Wundt’un yapısalcılığına bir tepki olarak ortaya çıktı.

Wundt psikolojik konuları mümkün olan en küçük parçalara ayırmakla ilgilenirken, Gestalt bunun yerine aklın ve davranışın bütünlüğüne bakmakla ilgileniyordu. Gestalt hareketinin arkasındaki yol gösterici ilke, bütünün parçalarının toplamından daha büyük olmasıydı.

Bu psikoloji alanının gelişimi, Immanuel Kant, Ernst Mach ve Johann Wolfgang von Goethe gibi bir dizi düşünürden etkilenmiştir.

Gestalt psikolojisi, bir gün Wertheimer’in gözlemleriyle bir tren istasyonunda ilk oluşumuna başladı. Görünen hareketi taklit etmek için resimleri hızlı bir sırada görüntüleyen bir oyuncak stroboskop satın aldı. Daha sonra, sırayla yanıp sönen ışıkların görünür hareket olarak bilinen şeylere dönüştüğünü Phi fenomeni kavramıyla açıkladı. Bu kavramda aslında başka bir deyişle, hiçbir şeyin olmadığı hareketi algılarız. Filmler görünür hareketin bir örneğidir. Örneğin eskiden sinemalar art arda çekilmiş fotoğrafların hızlıca gösterilmesiyle oluşurdu.

“Gestalt teorisinin” temel “formülü” bu şekilde ifade edilebilir. Max Wertheimer “Davranışları, bireysel unsurları tarafından belirlenmemiş olan, ancak parça-süreçlerin kendileri tarafından belirlendiği bütünler vardır” diyor. Örneğin bir ev düşünelim. Pencere, kapı, tuğla, beton tek başına bir anlam ifade etmezken, hepsi bir aradayken bir ev meydana geliyor.

Algısal (Gestalt )Yasalar

Gestalt Psikolojisi

Hiç sık sık yanıp sönen bir dizi ışığın oluşturduğu led tabelaların nasıl hareket ettiğini fark ettiniz mi?

Gestalt psikolojisine göre, bu gerçek bir hareket değildir çünkü zihinlerimiz eksik bilgileri doldurur. Bu inancın, bireysel parçaların toplamından daha büyük olması, algı sırasında ortaya çıkan farklı fenomenlerin keşfine yol açmıştır.

İnsan algısının nasıl işlediğini daha iyi anlamak için Gestalt psikologları  benzerlik yasaları, Pragnanz, yakınlık, süreklilik gibi birçok algısal örgütlenme yasası önermişlerdir.

Benzerlik yasası, benzer öğelerin birlikte gruplaşma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bir sahnede birtakım nesneler birbirine benzerse, onları doğal olarak gruplandırır ve bir bütün olarak algılarsınız. Örneğin, birlikte yığılmış bir dizi daire veya kare, sadece tekil şekillerden ziyade bir dizi sütun olarak görülecektir.

Yakınlık yasası, birbirine yakın nesnelerin bir grup olarak görülme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Örneğin, birbirine yakın duran birkaç kişi görürseniz, bunların hepsinin aynı sosyal grubun bir parçası olduğunu düşünebilirsiniz.

Örneğin, bir restoranda bekleme alanında birbirinin yanına oturan insanların tanışık olduklarını düşünürüz. Gerçekte, onlar sadece yan yana oturuyor olabilirler çünkü bekleme alanında çok az yer vardır.

Gestalt psikolojisi, insan algısının sadece çevremizdeki dünyadaki gerçekte ne olduğunu görmekle ilgili olmadığı fikrini ortaya çıkardı. Algıladığımız şeylerin çoğu, motivasyonlarımız ve beklentilerimizden büyük ölçüde etkileniyor.

 

Kaynak

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir